
Başlamışken bunları da yazayım. İlerde bir daha girmemeye çalışırım bu konuya.
Evet hep bir yanım eksik. Çok özlüyorum. Bazen onun yanına gitmeyi isteyecek kadar çok özlüyorum. Bazen dışarda bir yerlerdeyken gördüğüm 40-50 yaş civarındaki adamlar beni inceliyormuş gibi görünüyorlar gözüme. Hani güzel gözlerle bakan adamlar olur, umutla bakarlar size, öyle. Acaba diyorum bu babam olabilir mi? Beni gözlemlemeye, görmeye gelmiş olabilir mi başka birinin görünümünde?
Rüyalarımda görüyorum bazen. Bir keresinde babam oturuyorken kucağına yatmışım ben de. Evde birileri var sohbet ediyorlar. Sohbet arasında başımı okşayıp "ee sen nasılsın oğlum" diyor rüyamda. O kadar mutlu oluyorum ki o an. O anı yaşayabilmek için neler neler feda edilir.
Hep bir yanım eksik. Babasıyla arası çok iyi olan, babasıyla arkadaş gibi olanlara çok özenirdim eskiden beri. Ben babamdan para istemeye çekinirdim. Hep anneme söylerdim, annem de "babana söylesene oğlum niye çekiniyosun, korkuyosun. Baban öyle sert biri değil ki" derdi. Sonra annem gider babama söylerdi ya da ben kısık bir sesle söylerdim, babam da "niye sen söylemiyosun oğlum" derdi. Hafif bir tebessüm olurdu yüzümde buna karşılık, bir de dudaklarımda "bilmiyorum ki" diyen bir ifade. Otoritenin sağladığı bir şeydi bu da sanırım.
Babamla herhangi bir şey hakkında, herşey hakkında şöyle uzun uzun sohbetlerim olamadı. Ben de babam gibiyim. Sessizliğim, sakin oluşum babamdan bana miras kalanlar. Hep ilerde bir gün o muhabbetleri yapacağımızı düşünürdüm. Şimdi bunun eksikliğini hissediyor oluşum ve bir daha böyle bir imkanımın olamayışı..
En küçük kardeşim 10 yaşında. 20'sine geldiğinde belki de hayal meyal hatırlıyor olacak babamın simasını. Kardeşimin 10 yıl sonraki halini yaşamış olan bir arkadaşım vardı. Bir gün bunlardan bahsederken söylemişti bana, fotoğraflar olmasa hatırlayamayacağım diye. Hayatınızda unutamayacağınız bazı anlar vardır. Bu da onlardan biriydi işte. Kardeşimin, kardeşlerimin ve annemin durumu, bir de bu durumlara onların yerindeymişim gibi bakışım olayın bir başka boyutu. Kendi yaşadığım acının, pişmanlığın yanında bir de onların olduğu durumların verdiği acı. Bunlara karşılık olarak benim yapmam gereken bir çok şey varken bunların altında ezilişim, hiçbir şey yapamayışım. Her şeyi erteleyişim.
Eskiden babası, annesi veya yakını ölmüş olan birisinin o durumunu ilk öğrendiğim anlarda bocalardım, ne diyeceğimi bilemezdim, ellerim titrerdi. Şimdi bunu okurken bunları yaşayanlarınız oluyor biliyorum. Benim o zamanlar da yaşadıklarımı yaşayanlarınız. Her ne derseniz diyin karşınızdaki insana, bir çoğunuzun yorumlarda ifade ettiği gibi diyecek çok da fazla bir şey yok gibi geliyor. Ama bir şeyler söylemek de bazen yalnız olunmadığını hissettiriyor insana.
Sizler benim gibi yaşamayın bunları, benim gibi hissetmeyin. Eğer ilişkileri iyi olmayanlarınız varsa bir şeyler yapmak için çabalayın hala geç olmadan. Muhakkak bir yolu vardır bunu yapabilmenin. Böylesine bir pişmanlıkla yaşamak tahmin edemeyeceğiniz kadar zor ve kötü. Yaşayan bilebilir sadece. Pişmanlık duyduğum çok şey olmuştur belki hayatımda. Ama bu, diğer tüm pişmanlıkların hepsinin toplamından daha fazla. Tekrar ediyorum kimse böyle yaşamasın, benzer şekilde olanları görmek, duymak çok üzer beni. Ölüm bu elbette yaşayacağız, kimimiz, gidenlerin arkasından üzülecek, kimimiz gittiği için geride bıraktıklarını üzecek. Ama böylesi..
Ne dersiniz kardeşim 10 yıl sonra hatırlayabilecek mi babamın simasını?
Bu hayat bu kadar düşünmeye değer mi?
