Okumadan Geçme

Facebook

müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2011 Salı

Gölgede Kalanlar #1 - Flört

Uzun zamandır aklımda olan bir şeydi "Gölgede Kalanlar" adı altında çok fazla bilinmeyen grupları, filmleri yazmak. Başlangıç Flört'e kısmetmiş.


Kim Bunlar adıyla tanımıştık onları aslında 90'ların ortalarında. Atabarı'nı söylemişlerdi, klip çekmişlerdi ve tanınmışlardı. Daha sonra isim değişikliğine giderek "Flört" oldular. 2003-2004 civarıydı Flört ismiyle onları tanımam. Lisedeyken Radyo D'de Maximum Rock'ta haftanın en sıkı 10'lusunda "Cemiyette Pişiyoruz" şarkılarını duymuştum ilk olarak. "Ulan kim bunlar kim bunlar" diye arayıp dururken aslında onların eski "Kim Bunlar", olduğunu öğrenmek hoş bir sürpriz olmuştu. Daha sonra albümlerini de edinmiştim ve gerçekten güzel şarkıları vardı. Gördüklerinden daha fazla ilgi, alakayı hakediyorlardı bence. O dönemler çokça çıkan bir sürü gruptan, isimden daha kaliteli, daha iyi işler yapmışlardı. Yalnızlık Mevsimi, Rasta Baba, Yola Devam şarkıları 2001 yılında grupla aynı adı taşıyan Flört albümünün benim için öne çıkan parçalarıydı. Bir şarkı daha var benim için öne çıkan ama, onun hakkındaki kelamı en sona bırakıyorum.

2003 yılının sonlarında ise Flört adıyla ikinci albümleri olan Cemiyette Pişiyoruz albümünü çıkardılar. Bu albümde ise; albüme adını veren Cemiyette Pişiyoruz, Bir Tek Sen Gelmedin, İstanbul, Modern Ortam Romantikleri, Şakalar, Bize Dervişler Geldi öne çıkan parçalar oldu, yine benim için.

Bu iki albümden sonra uzun bir ara veren grup 2010 yılında Demli isimli albümüyle geri dönüş yaptı. Bu albümde ise Toprak Ana, Uyanman Lazım, Kafayı Yedim, Sevmez Olaydım, Eski Dostum en çok dinlediğim şarkılarıydı.

Grubun web sitesinden daha detaylı bilgi edinmek mümkün: http://www.flortmuzik.com

En sevdiğim ve en çok dinlediğim şarkıları Yola Devam. Şarkının bir de yeni versiyonunu yaptılar bu yıl. Bu hali de değişik ve güzel olmuş bence. Dinlemek isterseniz:

Gökyüzüne fırça fırça boya sürerdim
Altına imzamı atıp eve dönerdim
Şeytana kurşun sıktım, yine ölmedi
Başım döndü ben döndüm, kimse görmedi
Hadi yola devam bu usta
Hadi yola devam be kaptan
Aramızda koca dağlar
Hadi dümenin başına kaptan

Gelelim ilk albümlerindeki o en anlamlı şarkıya.(Geldik o malum şarkıya arkadaşlar) "Onun Adı Hasan" şarkısı tabi ki. Sanki benim için yazmışlar şarkıyı. Bu şarkıyı dinledikçe beni hatırlayın dicem ama, internette hiçbir yerde yok, elinizde yoksa dinleyemeyeceksiniz. Fizy'de vardı, ordaki de silinmiş sanırım. Ben açamadım. Zaten boşverin, beni hatırlayıp da n'apcaksınız di mi ama?

31 Mayıs 2011 Salı

Ve Hazin Son

Öncelikle Yöneylem Şarkısıyla başlayalım.

Ne olur söyleyin geçenler bana.
Hep kalmak kanun mu Yöneylem kitabında?
Kalemimi alıp yazmadan daha,
Hep kalmak kanun mu Yöneylem kitabında?

Ümitlerim kırıldı bitti.
Hayallerim yıkıldı gitti.
Bu ders beni benden etti.
Kaldım, Kaldım bak ne hale geldim.


Her kalan sonunda düşüyor derde.
Bu Yöneylem kitabının yazanı nerde?
Bir tembel az çalıştı, sevemedi diye,
Hep kalmak kanun mu Yöneylem kitabında?

Ümitlerim kırıldı bitti.
Hayallerim yıkıldı gitti.
Bu ders beni benden etti.
Kaldım, Kaldım bak ne hale geldim.

Ne hale geldim. Ne hale geldim. Gelmez olaydım. Gelmez olaydım. (Uzun Hava)

20 küsür kez dinlemişimdir Hayko&Nilüfer düetini sınavdan sonra. Sonra da bu şekilde uyarladım kendi durumuma. Acayip arabeske bağladım sınavdan çıktığım andan itibaren. Dış bahçede sözleri değiştirmiş olduğum haliyle sesli şekilde söyledim durdum şarkıyı. Önder de yanımda şarkının normal haliyle yeni hali arasında eşlik etme ikilemini yaşadı.

Yakın zamanda sözlerini bu şekilde seslendirip bir de klip çekeceğim bu şarkıya. Ciddiyim. Bir Yöneylem özürlüsünün dramı. Yöneylem özürlüsünden Yöneylem Şarkısı.

Sınav esnasında olanlara gelirsek; baya ters köşeye yattım. Hal böyle olunca da ben kâğıdımı bıraktım köşeye; mütemadiyen gülüyorum-ağlanacak halime- ve yanımdaki 10. senesi olan arkadaşı izliyorum. "Bari sen yap, bunu yaparsan yürür gidersin hadi" diye de veriyorum coşkuyu. Gözetmenimiz de bir şey demiyor, kendi kâğıdımla alakam olmadığı için. Kopya çekmiyor olduğum için çok da rahat oluyor bakmak. Hem kopya çekerken bi’ kopya çektiğinin kâğıdına bakarsın, bi’ kendi kâğıdına geçirirsin ya baktıklarını. Boşuna yorulmuyosun da.

Bundan sonra benim Yöneylem sınavlarına girmem yasak arkadaş. Ben 3 sınava da girsem, 8 sınava da girsem, 26 sınava da girsem birinde geçemiyorum bu dersi. O zaman girme. Hani zaten girmişim, girmemişim bişey değişmiyo kıi. Giriyorum yine kalıyorum benim içim eriyo. 20 kez kalıyorum. Hem girmeyince boşuna umut da olmuyo.

Kabul et Hasan; bir an için Yöneylem Araştırması’nı geçeceğini düşünmüştün. Evet yine kaldın, ama ilk kez bu kadar yaklaşmıştın. Bi de garip olan, en kazanmaman gereken iddaa'yı kazandın.

Gözetmen: Gülhan Pala

Yönetmen: Lale Özbakır

Figüran: Hasan diye biri.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Nerde Kalmıştık?

Şafak 30'un altına düştü. Üniversitedeki 7. senede nihayet mezun olma şafağı tabi. Mezun olup bu şehirden artık kurtulmam için kalan gün sayısı. Üniversitemizin Bahar Şenliği adındaki kandırmacası başladı bu sıralar. Adı Bahar Şenliği ama havalardan dolayı Bahar'a ve kampüsün herkese açık olmasından dolayı Şenlik'e dair bir şey görmek zor oluyor. Yeri bilmiyor olanlar için söyleyeyim; Erciyes Üniversitesi. Bizim okulun şenliği Sucuk Şenliği oluyor daha çok. Zamanında Özlem Tekin "burası sucuk kokuyo, burası dönüyo, Kayseriiiiiiiiiiğ" diye yavşak yavşak bağırmış ve tescil etmişti.

Herkese açık olan bu tip konserlerde; illa ki yanında bir yerlerde sahnedeki grupla-sanatçıyla alakasız tipler olur. Saçma sapan hareketlerde bulunurlar, şarkıyla alakasız hoplar zıplarlar. Yani bizim burdakilerde hep öyle oldu. Atletle dolaşan birbirinin omzuna çıkıp "Veğaaaaaaa seni seviyorum" diyen amcaları da gördük. Yanındaki en az kendisi kadar kro olan kız arkadaşına hava atmak için "Süleyman bak ben de aynı bunun gibi çalıyorum davulu" diyen ergenleri de gördük. Apaçi dansını ileri boyutlara taşıyan crazy dance in Kayseri türü figürleri ortaya koyanları da. Tabi bir de kızları taciz etmek için gelir böyle tipler buralara. Kızları elleyip kaçanlarla dolu oluyor ortalık.

İki Athena konserinden bahsetmek lazım şimdi. İlki 2005'te Fanta Festivalindeki. O yıl ki albümlerini yeni çıkarmışlardı ve o albümden şarkıları ilk kez o konserde dinlemiştim ve albümü alacak kadar beğenmiştim. Diğer konser ise geçen yıl sağanak yağış altındaki konserdi. Pis albümü yeni çıkmıştı bu kez. Bu kez albümü 1-2 kez dinlemiştim ve beğenmemiştim o ilk dinleyişlerde. Ama konserde yine sevdirdiler albümü. Albümün de ötesinde, yağmurun da katkısıyla belki de en keyif aldığım konserdi hayatımdaki. Donumuza kadar ıslanmıştık ve bu daha da keyifli hale getirmişti. O akşam için kendimizi 4-5 yaş daha gençmişiz gibi hissetmiştik. Ertesi gün ağrıyan yerlerimizle ulan yaşlanmışız demiştik. Yaşlandık dediğimiz de 24'tü ha.

Böyle götü başı ayrı bi yazı çıktı ortaya. Niye yazdım ben de bilmiyorum.

24 Şubat 2011 Perşembe

6 Yıl 6 Şarkı

Hayatımın son 6 yılında senelere özel takılı kaldığım şarkılar bunlar.

2005; Kurban - Ben; Merakla beklediğim Kurban'ın İnsanlar albümü nihayet çıkmıştı. Çok uzun süre dinlemekten kendimi alamadığım bu albümden şarkı seçmek de zor aslında. Arasından Ben'i seçtim şu anda yazarken. Yarın yazsam belki bir başka şarkıyı seçerdim. Ha bir de Kurban dağılmadan önce konserlerine gidememiştim denk getirip. Birleşirlerse ilk konserlerine gidecem demiştim kendi kendime. Birleştiler ve 2007'de Eskişehir konserlerine gittim. Sözüm sözmüş.

2006; Metallica - Fade To Black; Tek tük sigara içtiğim zamanlardı. Haftada 1-2 tane arkadaşların uzattığı. O zamanların yaz ayında Trabzon'a gitmiştim nihayet uzun bir aradan sonra. Memleket ulan be. Trabzon'da babannemin yanındaydım köyde. Gece amcam ve kuzenimin eşi yattıktan sonra, balkonda Ersin'den ödünç aldığım MP3 Player'ı açıp uzanmıştım yıldızları seyre. 2 sigara içmiştim peşpeşe bu mükemmel şarkı eşliğinde.

2007; Kazım Koyuncu - Yalnızlığı Anla; Kazım Koyuncu'nun kaybı üzerine dinliyordum ilk zamanlar. Acıtıyordu. 2007'de en yakınımı kaybedince, günlerce başka şarkı dinlememe engel olmuştu bu şarkı. Çok daha fazla acıtıyordu.

Bir boşluk ki nasıl insanla dolsun
Bilmiyorum var mı daha acısı

2008; Anathema - One Last Goodbye; Ersin ve Gülçin'le gittiğimiz HüRock fest'te sahne alıyordu o yıl Anathema. Zaten sürekli geliyorlardı bokunu çıkartmışlardı aslında evet ama. Ben ilk kez gidiyordum. Karar veremiyordum bu adamların en iyi şarkısı hangisi diye. Konserine gitmek lazımmış demek ki. Ölen annelerine yazdıkları bu şarkı da, çok gecenin tek başına sesi olmuştur.

2009; Umay Umay - Kalbim Acıdı; Esasında Kazım Koyuncu'nun Gyuli Çkimi şarkısı bu da. Umay Umay'ın albümde Kazım Koyuncu'ya eşlik ettiği versiyonu. Bu şarkıya ağlamak için Lazca bilmek gerekmemektedir. Bir gün yolda yürürken bu şarkıyı duyarsınız, kalbiniz acır. Bu kadar.

2010; Pink Floyd - High Hopes; Tüm zamanların en çok dinlediğim ve en güzel şarkısı. Bana göre tabi. Sana göre farklıdır illa ki. 2010 yılında daha başka güzel gelmeye başladı bu parça. Üstüste milyon kez dinlesem bıkmam biliyorum. Bu şarkıyı da 2006'da olduğu gibi, bu yıl Trabzon'da, köyde gece sigara içerken dinlemiştim. Bu kez kuzenimin eşinin paketindeki sigaralar eşliğinde değil, kendi aldığım sigaralar eşliğinde dinledim. Şarkının güzel oluşunun da etkisiyle sigara sayısı da artmıştı tabi.

23 Ocak 2011 Pazar

Kazım Koyuncu - Popülarite Mevsimi

Kazım Koyuncu'yu hayattayken dinleyen, bilenlerin sayısı oldukça azdı, öldükten sonra tanıyan bilenlere göre. Ama Av Mevsimi filminde Cem Yılmaz'ın söylediği Kazım Koyuncu şarkısı olan "Hayde" gösterdi ki birçoğu aslında sadece ismini biliyormuş Kazım Koyuncu'nun. Birkaç da şarkısı -didou nana, ben seni sevduğumi, gelevera deresi gibi- biliniyormuş. Bu güzel şarkıdan(Hayde) bi habermiş büyük çoğunluk. Şarkıyla, Cem Yılmaz'la tanışmışlar. Cem Yılmaz'ın nasıl söylediği ile alakalı bir yorumda bulunmayacağım, ama sen gel de Kazım'dan dinle bi.

Eğer birkaç tane Kazım Koyuncu şarkısı biliyorsanız ve beğeniyorsanız o şarkıları, bilmediklerinizi de ben size söyleyeyim, yok zaten beğenmiyorsanız bundan sonrasını okumanıza da gerek yok. Bir başka filmde Ata Demirer'in seslendirmesini beklemeyin, Narino'yu, Ella Ella'yı. Karadeniz müziğinde devrim yapan, Karadeniz müziğini birçoklarına sevdiren ve çok erken aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu'yu dinlemek için daha fazla beklemeyin. Hem sadece Karadeniz türküleri de değildi söyledikleri.

Geçelim gölgede kalanlara. Öncelikle de Hayde'den başlayalım. Hayde'deki tulum solosudur onu çok güzel yapanlardan biri, Kazım'ın sesidir bir diğeri.

Denizde Kararti Var'ı dinleyin. "Güzeller çok var ama meyil birine olur" diyor.

Ella Ella bir Hemşin türküsüdür. Kazım Koyuncu'nun muhteşem bir harmanıdır. Gitar da vardır içinde, tulum da.

Fadime hüzünlü bir aşk şarkısıdır sözleriyle, ama müziğiyle sizi horona davet eder. Oturduğunuz yerde omuzlarınızı sallarsınız.

Narino; yine tuluma doyacağınız bir türkü. Her mısranın sonunda narino diye eşlik edersiniz, ritmine bırakırsınız kendinizi şarkının.

Selimina'yı Atv'deki Parmaklıklar Ardında dizisinde duymuşsunuzdur muhakkak. Bir ağıttır. Ağıt sonrasındaki kemençe ve geri vokallerle hüzünlenir, bir sigara yakasınız gelir.

Tsira; megrelce'dir ve hüzünlüdür o da. Nanaia Tsira kogale.

İlkay Akkaya'yla Ou Nana düeti.

Domivamis; kıtlık anlamına gelen bir kelime lazcada. Muhteşem bir ritmi vardır.

Ncaiş Birapa; He yana yana yana, heyaymoli he yana. Çay'ın şarkısıdır.

Ka tun mita xendasoç; Zuğaşi Berepe zamanında daha sert ve Rock içerikli, sözleri bir kıza beddua derecesinde.

Gyuli Çkimi; Umay Umay'ın albümünde de "Kalbim Acıdı" düetiyle yer alan muhteşem şarkı. "Bir gün yolda yürüyordum, bi şarkı duydum kalbim acıdı, bu kadar." Kalbi acıtmakla kalmaz, ağlatır. Bu şarkıya ağlamak için lazca bilmek gerekmemektedir.

Sarpi moleni.

Ben; sadece kendisi olmak isteyenlerin şarkısı. 8-10 sene önce dinlerken, ben sadece ben olmak istiyorum kısmına üstüne basa basa eşlik ederdim. Yine daha sert bir şekilde Zuğaşi Berepe zamanında da söylenmiştir.

Ateşlerde; sihirli düşlerden geçsek, bulur muyuz yine kendimizi?

Ayrılık Şarkısı; şarkılarla geçti aramızdan Kazım. Ayrılık şarkısı olarak bıraktıklarından birisi.

Hoşçakal; bizlere vedasını daha da acıtarak yaptığı şarkı. İşte gidiyorum, bir şey demeden, arkamı dönmeden, şikayet etmeden, hiçbir şey almadan, bir şey vermeden, yol ayrılmış görmeden gidiyorum...

Yalnızlığı Anla; fırlatırdım bir taş gücüm olsaydı, yıkmaya yalnızlığın duvarını. Bir boşluk ki nasıl insanla dolsun, bilmiyorum var mı daha acısı? Daha acısı yok be Kazım abi. Bu boşluğun dolmayacağını bilerek bir gece boyunca sadece bu şarkıyı dinlemişliğim var.

Anılar Düştü Peşime; uyumaz oldum.

Hayat; Bu hayat böyle mi olur, düşen hep yerde mi kalır?

Nacizane önerilerimdir dinlememiş olanlara.

Ümit Kıvanç'ın hazırladığı 3.5 saatlik "Kazım İçin Bir Film - Şarkılarla Geçtim Aranızdan"ı da edinip izleyiniz. Sadece Kazım'ın sesinden, Kazım..

19 Ocak 2011 Çarşamba

Bu Ne Biçim Hikaye Böyle


Bu şarkı da gerçekler işte. Benim hikayem. Bu ne biçim hikaye böyle? Güneylere gitme isteği, ortalardan kaybolmak, kafayı dinlemek, uzaklaşmak, yenilenmek.. Deliyim ben aslında, senin gibisini sevmekle. Başarısız olduysan oldun, koy götüne rahvan gitsin. Deveyi gütmeyip, bu diyarlardan git. Bu felek bize layık görmüş kelek. Sorarım kendi kendime, elimi tutan el nerde hani?

Elimizde bir hayat var. Kurtaracak mıyız, harcayacak mıyız? Aslında harcamak istiyoruz ama kurtarmamız bekleniyor. Ne harcayabiliyoruz, ne de kurtarabiliyoruz. En zor olan da bu arada sıkışmışlık ve ikisini de yapamamak.

Somewhere Over The Rainbow



Bir şarkının sözleriyle müziği bu kadar mı bütün ve uyumlu olur. Bu kadar mı aynı şeyleri anlatır. Sözlerini anlamıyor da olsanız, kendinizi bulutların arasında kanat çırparken, uçarken hayal edersiniz bu şarkıyı dinlerken. Gözleri kapatıp o hayallere doğru dalınası. O kadar güzel, bir masal kadar güzel, çok güzel.

Ama işte masallar gibidir. Şarkı boyunca bulutların arasında dolaşırsınız. Şarkı biter yine kendi dünyanıza dönersiniz ve yere çakılırsınız.

14 Ocak 2011 Cuma

Godsmack - Drum Battle



Bateri çalmak da, çalanı izlemek de güzel. Hele ki böyle şovları izlemek. İki davul, bir baterist, bir solist. Sonuç; muazzam.

11 Ocak 2011 Salı

Karıştır

Şarkılardan cümleler kesip birleştirme işi. Mery DAIMON'un mimleyişi. Kopyala yapıştır bi nevi. Ama ben zihinden hesaplayıp, el emeği göz nuru yazacağım. Hiç birbiriyle alakası olmayan cümlelerden oluşan bir şarkı çıkacak ortaya. Nekropsi'nin "Erciyes Şokta" şarkısı gibi. Başlayayım o halde. Beynimi Shuffle'da çalıştırmaya başlıyorum.

Daha dün gelmiştin köyden, çıkmaz oldun diskotekten.
Kokun sinmiş rüzgarlara, her esintide yalnız sen.
Bakıp dalarken göklere, geceler sen yıldızlar sen.
Kahvedekiler ınının diyor. Inının, ınının, ınının.
Haber gelmez, hasret bitmez, bu şehirde geçmez günler.
Gittikçe yükselen haller içindeyim.
İnsandan örülmüş duvarlar içindeyim.
Diretme olmaz bu elbise bana;
Makinen değilim ki ben senin, imajın değilim ki ben senin, soytarın değilim ki ben senin.
Bütün kış işedikleri denizlere;
Yazın yüzmeye gidenlere yuh. Sana da yuh! Bana da yuh!
Yakın ölüm deneyimi bu yaşadığımız, bizi birbirimizden ayıran.
Yakın ölüm deneyimi bu, değişmemize neden olan.
Son bir umut verse biri ve güzel olacak bir gün herşey dese;
Ben inanırım belki de bu yalana, ben de alışırım gözlerimi kapamaya.
Ağam vay paşam vay bu derdi ben çekemem vay;
Düşmüyor yakamdan ne çektim bu adamdan.
Duy sesimi, söyleyemem ben derdimi.
Duy sesimi, söyleyemem ben..
Sesim yok duyamazsın, çok uzaktayım çok.
Üstelik tanışmışız da bir Kadıköy akşamında;
Gidebilir miyiz dersin buradan uzaklara.
Hani olur ya bazen kaçarsın herşeyden.
Hani olur ya bazen şarkı biter aniden.
Bu şarkıyı söyleyin ama bilmeyin.
Bu şarkıyı dinleyin ama sevmeyin.

Bu son şarkıdır bu albümde, bu son şarkıdııır buuu albümde.

Bunu da Mergiz, Murshill, Lütfücüğüm, Berdush, Francesca McKennitt ve Hayal Meyal'e paslamış olayım.

Şunu da araya bi yere sıkıştırsaymışım şimdi dinlerken canım çekti.
Ben bu aşkın sırrını hiç çözemedim yar, beni sevdin mi yoksa yanıldım mı eyvah
Söylediklerin yaptıklarından neden uzak, düşündüm bulamadım eyvah

21 Aralık 2010 Salı

Guitar Hero

Şöyle bir yazı yazmıştım 1,5 ay kadar önce. Bugün kendi aramızda gerçekleştirdik kısmen bunu Guitar Hero sayesinde. 4 kişi olacaktık ama sonradan bir arkadaşın satışıyla 3'e düştük. Başlangıçta vokalsiz çaldık, bateri, gitar ve bas gitarlar ile. Sonrasında 3-4 yıl öncesinde olan tecrübemle mikrofonu kaptım. One'ı beceremedik davulları baya zor geldi arkadaşa. Zaten ilk oynayışımızdı, sahne çekingenliği vardı üzerimizde. Ama alıştıktan sonra o kadar zevkli hale geldi ki. Vokalde en çok keyif veren şarkılar benim için Fade to Black, The Memory Remains, Wherever I May Roam, No Leaf Clover, Toxicity oldu. Hele The Memory Remains'te "na na na na" kısmı o kadar süperdi ki. (Lafa bak na na na na kısmı ahahah.) Wherever I May Roam'da Gitar+Vokal, The Unforgiven'da Bateri+Vokal yaptım. Bateri+Vokal de acaip sarıyomuş lan. En kötü ihtimalle ayda bir, iyi ihtimalle iki haftada bir, çok iyi ihtimalle de haftada bir gitmek istiyoruz bu deneyimden sonra. İmkan olsa da eve alsak kursak. Hangisi olduğunu hatırlamıyorum şu an ama bir şarkıda 3'ümüz birden sıçtık. Seyirciden yumurta yağacak korkusu kapladı içimizi o derece. Baterinin bagetlerini kıranlar olmuş önceden oynayanlardan mekan sahibi söyledi biz başlamadan. Valla kendimin olsa moda girdikten sonra ben de kırabilirdim heralde.

21 Kasım 2010 Pazar

Vega - Tool

Vega ve Tool dinlerken yorulduğumu hissediyorum zihnen. Geçen gün farkettim. Tool dinlerken bir şey içmeden kafanın güzel olma durumu söz konusu. Uyuşturuyor bir kaç saatten sonra insanı. Vega dinlerken de artık beynimin kapat yeter dediğini duydum sanki. "Hafif Müzik" albümündeki şarkılarda özellikle.



9 Kasım 2010 Salı

Eğer ki..


3-4 sene evvel müzikle uğraşmaya çalıştım. İcra etmek falan filan. Elektro gitar almıştım 2. sınıftayken. Yanına bir anfi alamadığım için midir bilinmez bir türlü yoğunlaşamadım. Aslında yeteneksizlik de işte kılıf bulcam ya. Kısa süren bir vokal denemem de oldu. Kısa sürdü; çünkü olmadı, detone oluyordum hep lanet olsun ki.

Çok isterdim bir müzik grubumun olmasını, yazdığım, bestelediğim şarkıları sahnede söylemeyi. Şimdi bu haldeyken biraz bakındım. Bu şarkıları söylemek, çalmak isterdim sahnede.

Yerli Şarkılar;
Kazım Koyuncu - Ben
Flört - Onun Adı Hasan
Kurban - Sorma
Kesmeşeker - Duymuştum Şehirdeydim
Rashit - Teker Teker
Athena - Dalga
Flört - Yola Devam
Kesmeşeker - Feridun Bey
Duman - Rüyanda Görsen İnanma
Mavi Sakal - Günler
Kurban - Sakın Söyleme
Pilli Bebek - Fotoğraf
Kazım Koyuncu - Hayde
Yasemin Mori - Arjantin
Sakin - Kor Bir Ay
Fuat Saka - Rapatma 1
Objektif - Dağlarda
Fuat Saka - Şimdi Ne Yapar
Alt - Siyah
Kesmeşeker - Tut Beni Düşmeden
Kargo - Boğaziçi
Kazım Koyuncu - Yalnızlığı Anla
Athena - Kayıp
Buz - Yeni Bir Son
Zardanadam - Kaçacağım
Kesmeşeker - Ne Zaman Gitti Tren
Kazım Koyuncu - Ayrılık Şarkısı
Pentagram - Sonsuz
Kurban - Misafir


Yabancı ;
Keane - Somewhere Only We Know
Anathema - One Last Goodbye
Dark Tranquillity - ..of Melancholy Burning
Depeche Mode - Personal Jesus
Green Carnation - Alone
Guns N' Roses - November Rain
Rammstein - Mutter
Iced Earth - Melancholy
Lacrimas Profundere - Helplessness
Megadeth - Trust
Black Sabbath - Paranoid
Metallica - No Leaf Clover
Disturbed - Stupify
Pearl Jam - Black
Led Zeppelin - Kashmir
As I Lay Dying - Through Struggle
Eddie Vedder - Society
Pink Floyd - High Hopes
Riverside - Out of Myself
Scorpions - Lonely Nights
A Perfect Circle - The Noose
Tool - Sober
Three Days Grace - Animal I Have Become
Coldplay - Speed Of Sound
R.H.C.P - Stadium Arcadium
Anathema - A Dying Wish
Metallica - Fade To Black


Dileyenler benzeri bir şekilde birşey yaparak bunu mim olarak üzerine alınabilir. Her hakkı saklı değildir. Bunu okuduğunda emeğe saygı, +rep, subhanallah kardeş ibretlik bir paylaşım gibi yorumlarda bulunanlar hakkında dava açılmayacaktır.

Unuttuklarım illa ki vardır. Bir de son söz. Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun..

21 Eylül 2010 Salı

Kurban - Konser


Ben buna giderim. Tam da işi bıraktıktan sonra, çok iyi denk geldi. Yeni albümü de canlı dinlemiş olacağım böylelikle. İnsanlar albümünü de komple çalsalar ya. Ne güzel olur.

Tarih: 09 Ekim Cumartesi, 21:00

Yer: İstanbul Live

Biletler 20 lira.

20 Eylül 2010 Pazartesi

İnsanlar

Asil insan idare eder.
Aciz insan şikayet eder.
Basit insan iftira eder.

Ve insanlar; görmezler, duymazlar, bilmezler..

7 Eylül 2010 Salı

Bitter Sweet Symphony - Sober





Bu iki şarkıyı bu akşam şu durumdayken dinledim ve hissettirdikleri;

Ford kamyonetle kasabanın birinden boş kasa kola ve bozuk kola dolabını getiren bir işçiyken Bitter Sweet Symphony ve Sober dinlemenin verdiği tebessüm.

İstediğin işi yapamıyorsun zamanında mezun olamadığın için, hala öğrencisin ve yaz tatilinde günü kurtarmak için kısa süreli bir işte çalışıyorsun ama o anda en azından istediğin müziği dinliyorsun ve bu bile o an için az da olsa özgür hissettiriyor. Yanında beraber çalıştığın adam senin için ne biçim müzikler dinliyo lan bu diyor içinden. Umursamıyorsun. Sağanak yağmurda, çamurdan aldığın kasaları atmışsın kamyonetin arkasına, ilk kez kullanıyorsun bir kamyoneti ve dinliyor olduğun müzik. Ufak da olsa mutluluk veriyor işte. Zaten büyük bir mutluluk yok ki bu hayatta inandığım.

18 Haziran 2010 Cuma

Misafir


Bir Kurban şarkısı. Ama nasıl bir şarkı. Birçoğu gibi mükemmel. Bu da birçoğu gibi diğer birçoğundan daha da mükemmel.

Deniz Yılmaz yazdıkça ben daha iyisini yapamaz bundan sonra diyorum. O her defasında daha da iyisini yapıyor. Her defasında daha da fazla şaşırtıyor ve hayran bırakıyor kendine.

"eskiden büyük bir kapı vardı
şimdi duvar olan yerde
artık ben insana dost değilim"

dizeleri Mevlana'nın “Bizim kapımız, sevgi ve hoşgörü kapısıdır, şu-bu diye ayırt etme, gel, ama tüm insanları kucaklayarak gel!” dizelerini anımsatır.

İnsanın kendi içine çekilmesi, insanlardan nefret etmesi, gördüğü, yaşadığı tüm yalanlardan, pisliklerden bezmesi daha güzel nasıl anlatılabilirdi ki. Ölümü bu kadar istemesi zaman zaman. Son Misafir'ini beklemesi. Eline, aklına sağlık Deniz Yılmaz. Bu kadar iyi anlattığın için içindekileri ve içimdekileri.

21 Mayıs 2010 Cuma

Mazeretim Var Asabiyim Ben


Gece 2 saat uyuyabilmişim. Sabahın 5 buçuğunda kalkıp işe gitmişim. İşte sabah 7'den akşam 7'ye kadar geçen 12 saatlik sürecin 10 saatinde ya yürümüş ya da ayakta durmuşum. İş dönüşünde de salak aklıma hizmet okulun şenliklerindeki konsere geldim.

Buraya kadar olanlar normal gelişenlerdi. Şenlik alanındaki arkadaşlarımı bulmak için o yorgunlukla 1 buçuk saat etrafta dolanıp durmam beni iyice sinirlendirdi. (Son 1-2 aydır zaten eskisine göre çok daha kolay sinirlenen, tahammülsüz, insanlara karşı öfke duyar bir hale geldim. Bunun öncesinde tanıyabileceğiniz en sakin insanlar arasındaydım belki de.) Sinirlenmekte haklıydım mazeretlerim vardı. Ben gelip konseri oturup, dinlenerek dinlemeyi hayal ediyordum halbuki. Kalabalık da sevmediğim ortamlardan zaten. Tekrar anladım ki benden geçmiş artık bu işler. Ele güne karşı ilan ediyorum.

Yalnızlar garında gibiydim o akşam.Yalnızlık ömür boyu değil mi hem? Sinirliliğim bi yandan, aklımın başka yerde olması bi yandan.

Benim hala umudum var diyemiyorum artık. Ne yaptım ettimse olduramadım çünkü. Mecburen yaşamaya devam ediyorum. İlerde neler olacak ben bilemiyorum. Ne bileyim ben. Bu karışık kafayla ne bileyim ben!

Bu hayattan çok vurgun yedim. Hem inandıklarımdan, hem takdiri ilahi. Gözyaşlarım bitmedi tabi ki daha. Tam ortasındayım bile diyemiyorum yolumun. Nüfus kağıdında yazanlardan daha da çok uzun zaman geçti sanki ömrümden. Ali Desidero kadar rahat olabilseydim. Inının çekseydim yok yere.

Amaçsız bi yazıydı işte. Boş yere okudunuz.