Egemen, Ersin ve ben Eskişehir'in barlarından birinde oturmuş bir yandan muhabbet ediyor, diğer yandan da etrafımızdaki kızları kesiyorduk. Kızların kendi arasındaki muhabbette bılog, bilok gibi kelimeler geçiyordu. "Basketbola da amma meraklılarmış lan" diyoruz biz de. Sonra muhabbetlerinin devamında "Pucca da bi bok yazmıyo bee ben de yazsam seviştiğimi filan ben de onun kadar popüler olurdum bi kere" diyor bir tanesi. Lan diyoruz bunların bahsettiği bılog başka bılog. "Biz de mi girsek şu işe" diye düşünüyoruz. "Olm iyi ama biz lisede kompozisyon yazamayan adamlardık tutup da yazı mı yazcaz?" diye atılıyorum ortaya. Onlar da "sen de yazı yazmazsın, şarkı filan paylaş işte bi dünya amatör, tanınmayan grup biliyosun. Öyle idare edersin. Kızlar sever öyle şeyleri" diyorlar. Lan iyi bakalım neyse diyoruz ve açıyoruz.
Demek isterdim. Böyle olmuş olsa gerçekten eğlenceli olabilirdi. Eskişehir'de bardayken bu kararı aldığımız doğru. 2009'un başlarında blog okumaya başlamıştım. Büyük çoğunluğu futbol bloglarıydı okuduklarım. Sonra biz de açalım bi blog düşüncesi hakim olmuştu. Eskişehir'de üçümüz bir araya gelince de netleştirmiştik bunu. Önce Egemen, sonra Ersin bıraktı yazmayı. Buralar da bana kaldı işte.
Haa bi de şunun 7.23'den sonrasını izleyin derim.
Birimiz bir bok yedik ama kim?
Eskiden rahmetli dedem anlatirdi. Buraları bambaşkaymış. Bir yeşilki bildiğin gibi değil. Çok cömertmişsin. Hayvanlar yemekten çatlarmış. Her taraf ekin aha bu boy. İyi ama ne oldu da değiştin. Birimiz bir bok yedik ama kim. Ben günahı boynuna babodan şüpheleniyim. Yoksa garezin bana mı? Niçin hiçbişey eskisi gibi değil. Gurban olduğum ver şu rahmeti. Muhtaç etme beni şıh pezevengine. Ben el mel öpmem, çok ağrıma gidiyor yahu. Nolur ver şu yağmuru. Ver yoksa durum kötüdür sidik zoruyla idare ediyorum bilmiş ol.
memento mori'ye saygılarımla. Sıçmak da yassak mı gurban?
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mayıs 2011 Pazar
28 Aralık 2010 Salı
Herşey Çok Güzel Olacak
Geceye Dolap Beygiri'ni izleyerek başlamıştım. Şener Şen'le neşemi bulayım diye. Öyle başladı ama öyle bitmedi.
Filmi hatırlıyorsunuzdur az buçuk. Hatırlamıyorsanız da, bir gün izlersiniz yine denk gelip bir yerde. Filmi izleyince de "28 yıl geçmiş üzerinden Türkiye hala aynı Türkiye" dersiniz muhtemelen. O zamanların Türkiye'sindeki durumu gösteren, eleştiren bu film bugün çekilmiş olsa hiç sırıtmaz.
Daha sonra ev arkadaşım Taner geldi "Herşey Çok Güzel Olacak'ı" izleyelim dedi. O film yeniden izlenmez mi be!? Oturduk izledik. Yine çok güldük. Ama belli başlı karelerinde de içime bir şeyler oturdu. İki kardeşin eski fotoğrafının gösterildiği anlar, o sondaki çiçeklerin sotelenip Altan tarafından kendisini aldatanlara yağdırılması. Yine de "Herşey Çok Güzel Olacak". Filmi izlerken normal şekilde giden hayatınızın bir anda nasıl belalara karışabileceğini hissediyorsunuz. Sanki benmişim o maceranın içinde olan. Daha önce yaşamışım sanki. O kadar da samimi ve gerçekçi film. Oyunculuğuyla, senaryosuyla en iyi Türk filmlerinden bana göre. Selim Naşit'in performansı da enfesti.
-Sahtekarsın sen sahtekar, seni sildim defterden.
+Niye baba?
-Sildim, canım istedi sildim. Defter benim değil mi?
Bu da kesmedi bizi. Herşey Çok Güzel Olacak bana Ağır Roman'ı da anımsatır. Şöyle biraz bakalım diye açtık. Kapatamadık. Alemin delikanlısının raconlarına yeniden şahit olduk. "İnsanın en yakın arkadaşı tekerlek olur mu be!?" "Hep mi kötüler kazanır?" "Bu sefer kaybettin."
Kapanışı yapmak için de en uygun olanı seçtik bence. Masumiyet'in malum sahnesi. "Ama bu sefer başka güzel orospu."
Evet bir gece böyle sabah oldu işte. Yatıcam birazdan. Böyle karmakarışık bir yazı oldu, bu filmlerin üstüne. Ben de öyleyim şu an. Çok acaip oldum be. Çok.
*Bu filmleri yeniden izlemek, daha fazla bağladı beni sana.
Filmi hatırlıyorsunuzdur az buçuk. Hatırlamıyorsanız da, bir gün izlersiniz yine denk gelip bir yerde. Filmi izleyince de "28 yıl geçmiş üzerinden Türkiye hala aynı Türkiye" dersiniz muhtemelen. O zamanların Türkiye'sindeki durumu gösteren, eleştiren bu film bugün çekilmiş olsa hiç sırıtmaz.
Daha sonra ev arkadaşım Taner geldi "Herşey Çok Güzel Olacak'ı" izleyelim dedi. O film yeniden izlenmez mi be!? Oturduk izledik. Yine çok güldük. Ama belli başlı karelerinde de içime bir şeyler oturdu. İki kardeşin eski fotoğrafının gösterildiği anlar, o sondaki çiçeklerin sotelenip Altan tarafından kendisini aldatanlara yağdırılması. Yine de "Herşey Çok Güzel Olacak". Filmi izlerken normal şekilde giden hayatınızın bir anda nasıl belalara karışabileceğini hissediyorsunuz. Sanki benmişim o maceranın içinde olan. Daha önce yaşamışım sanki. O kadar da samimi ve gerçekçi film. Oyunculuğuyla, senaryosuyla en iyi Türk filmlerinden bana göre. Selim Naşit'in performansı da enfesti.
-Sahtekarsın sen sahtekar, seni sildim defterden.
+Niye baba?
-Sildim, canım istedi sildim. Defter benim değil mi?
Bu da kesmedi bizi. Herşey Çok Güzel Olacak bana Ağır Roman'ı da anımsatır. Şöyle biraz bakalım diye açtık. Kapatamadık. Alemin delikanlısının raconlarına yeniden şahit olduk. "İnsanın en yakın arkadaşı tekerlek olur mu be!?" "Hep mi kötüler kazanır?" "Bu sefer kaybettin."
Kapanışı yapmak için de en uygun olanı seçtik bence. Masumiyet'in malum sahnesi. "Ama bu sefer başka güzel orospu."
Evet bir gece böyle sabah oldu işte. Yatıcam birazdan. Böyle karmakarışık bir yazı oldu, bu filmlerin üstüne. Ben de öyleyim şu an. Çok acaip oldum be. Çok.
*Bu filmleri yeniden izlemek, daha fazla bağladı beni sana.
Yazan
ilnevyA
Etiketler:
ağır roman,
film,
herşey çok güzel olacak,
kişisel,
masumiyet
8 Aralık 2010 Çarşamba
Mar Adentro
-Nasıl bu kadar gülümseyebiliyorsun Ramon?
Ve hazır aptalca şeylerden bahsetmişken, yakında gelip bana yardım elini uzatacağın umuduyla, yazdığım şeyler üzerinde bazı düzenlemeler yapıyorum. Şimdilik, yeğenim Javi onları bilgisayarına kopyalayarak bana yardım ediyor. Bunun dışında, hayat aynı şekilde devam ediyor, biliyorsun.
Manuela bütün bir ayı, beni sarmalayarak geçirdi. Böylece önümüzdeki yıl hastalıklar beni savunmasız yakalayamayacak. Javi, büyükbabasıyla dalaşmayı sürdürüyor ve ben de onlar birlikte daha fazla zaman geçirsinler diye bazen ufak tefek işler uyduruyorum.
Bu ay bazı arkadaşlar ziyarete geldi. Bir kısmı bunu 25 yıldır yapıyor. Ve bu beni her seferinde şaşırtıyor. Bana kendi hikayelerini anlatmaktan keyif alıyorlar.
Rosa'yı hatırlıyor musun? Konserve fabrikasındaki kız. Sanırım burayı bir çeşit sığınak gibi görüyor. Bir gün elbiselerimi değiştirmede Manuela'ya yardımetmek istedi ve bu bir münakaşayla sonuçlandı.
Bir kez daha emin oldum ki, hep birilerine bağımlı olduğunuz zaman, mahremiyet diye bir şey kalmıyor. Evet. Sen buradaki varlığınla beni mutlu edinceye kadar, küçük krallığımın düzenini muhafaza edebilmeyi umuyorum.
Kucak dolusu sevgilerimle...

Sevgili Ramon...Lütfen mektubunu yanıtlamakta bu kadar geciktiğim için beni affet. Ama doktorlar, bilgisayar kullanımımı, ve genel olarak da, bacaklarımı kullanmadan yapacağım tüm aktivitelerimi sınırladılar. Yeniden yürüyeceğimin garantisini veriyorlar ama davana devam etmemem gerektiğini söylüyorlar.
Fizyoterapi odasında kocaman bir pencere var. Bazen, oradan atladığımı ve senin gibi, Barcelona üzerinden uçtuğumu hayal ediyorum. Denize varıyorum ve yalnızca o sonsuz ufuk çizgisini görebildiğim yere kadar, uçmaya devam ediyorum. Ve bir düşün, ne kadar aptalım, sen de Corunna'dan aynı şeyi yaparsan, tekrar dünyayı dolaşabileceğini ve sonunda gezegenin bir yerlerinde birbirimizi bulacağımızı varsayıyorum. Özgürlükten ve mahremiyetten yoksunluk konusunda seninle aynı durumdayım. Bu konuda sabırlı olmaya çalışıyorum, en çok da büyük bir özveriyle benimle ilgilenen kocam için. Ama bir yandan da, bu tembelliğe alışmaya çalışıyorum. Bana verilenlere yalnızca minnattar olabilirim, çünkü bunları kabul etmekten başka çarem yok. Umarım birkaç ay içinde seni görebilirim. Ve böylece sana kitabında yardım etme sözümü tutabilirim. O zamana kadar, teşekkürlerimi ve kucak dolusu sevgilerimi kabul et.

Ramon'un yeğeninin arabanın kapısını çaresizlik içinde kapattığı ve sonra arabanın peşinden koştuğu sahne. Nasıl ağlatmasındı.
-Kaçıp gidemiyorsan ve kesin bir biçimde başkalarına bağımlıysan gülerek ağlamayı öğreniyorsun.
Ve hazır aptalca şeylerden bahsetmişken, yakında gelip bana yardım elini uzatacağın umuduyla, yazdığım şeyler üzerinde bazı düzenlemeler yapıyorum. Şimdilik, yeğenim Javi onları bilgisayarına kopyalayarak bana yardım ediyor. Bunun dışında, hayat aynı şekilde devam ediyor, biliyorsun.
Manuela bütün bir ayı, beni sarmalayarak geçirdi. Böylece önümüzdeki yıl hastalıklar beni savunmasız yakalayamayacak. Javi, büyükbabasıyla dalaşmayı sürdürüyor ve ben de onlar birlikte daha fazla zaman geçirsinler diye bazen ufak tefek işler uyduruyorum.
Bu ay bazı arkadaşlar ziyarete geldi. Bir kısmı bunu 25 yıldır yapıyor. Ve bu beni her seferinde şaşırtıyor. Bana kendi hikayelerini anlatmaktan keyif alıyorlar.
Rosa'yı hatırlıyor musun? Konserve fabrikasındaki kız. Sanırım burayı bir çeşit sığınak gibi görüyor. Bir gün elbiselerimi değiştirmede Manuela'ya yardımetmek istedi ve bu bir münakaşayla sonuçlandı.
Bir kez daha emin oldum ki, hep birilerine bağımlı olduğunuz zaman, mahremiyet diye bir şey kalmıyor. Evet. Sen buradaki varlığınla beni mutlu edinceye kadar, küçük krallığımın düzenini muhafaza edebilmeyi umuyorum.
Kucak dolusu sevgilerimle...

Sevgili Ramon...Lütfen mektubunu yanıtlamakta bu kadar geciktiğim için beni affet. Ama doktorlar, bilgisayar kullanımımı, ve genel olarak da, bacaklarımı kullanmadan yapacağım tüm aktivitelerimi sınırladılar. Yeniden yürüyeceğimin garantisini veriyorlar ama davana devam etmemem gerektiğini söylüyorlar.
Fizyoterapi odasında kocaman bir pencere var. Bazen, oradan atladığımı ve senin gibi, Barcelona üzerinden uçtuğumu hayal ediyorum. Denize varıyorum ve yalnızca o sonsuz ufuk çizgisini görebildiğim yere kadar, uçmaya devam ediyorum. Ve bir düşün, ne kadar aptalım, sen de Corunna'dan aynı şeyi yaparsan, tekrar dünyayı dolaşabileceğini ve sonunda gezegenin bir yerlerinde birbirimizi bulacağımızı varsayıyorum. Özgürlükten ve mahremiyetten yoksunluk konusunda seninle aynı durumdayım. Bu konuda sabırlı olmaya çalışıyorum, en çok da büyük bir özveriyle benimle ilgilenen kocam için. Ama bir yandan da, bu tembelliğe alışmaya çalışıyorum. Bana verilenlere yalnızca minnattar olabilirim, çünkü bunları kabul etmekten başka çarem yok. Umarım birkaç ay içinde seni görebilirim. Ve böylece sana kitabında yardım etme sözümü tutabilirim. O zamana kadar, teşekkürlerimi ve kucak dolusu sevgilerimi kabul et.

Ramon'un yeğeninin arabanın kapısını çaresizlik içinde kapattığı ve sonra arabanın peşinden koştuğu sahne. Nasıl ağlatmasındı.
Yazan
ilnevyA
Etiketler:
film,
ilnevya,
mar adentro,
the sea inside
27 Nisan 2010 Salı
İyi-Kötü Taraf
Eğer Şener Şen kötü rolde oynuyorsa, kötü kazansın istersiniz.
Eğer Şener Şen'in karşısında iyi rolde Kemal Sunal oynuyorsa ikisi de kazansın istersiniz.
Yazan
ilnevyA
Etiketler:
film,
kemal sunal,
şener şen,
tespit-i şahane
12 Aralık 2009 Cumartesi
Davaro

- anasına misker hediyesi getirmiş ki tarhana bilem yapiy
- istersen bi de abdest al ki canabet gitmeyesin öbür dünyaya
- herif diriliy. - yo bence geberiy yav
- memo hortum, hortum, hortum ağzıma değil kıçıma giriy
- ağzıma sıçtın cano bilimisin
- çok iyi yemek yapar garı gibi
- allah allah anlamiy ne cahil karı yav
- aa yoksam yoksam sen canonun arkadaşı sidikli fatomusun
-bana bak karı ben evliyim bana kaş göz yapma
- aa çarşaflı börek, kıymalısı yokmuydu lan bunun
- ulan bu surata hangi koca gelir ki, herifin mapus damına niye kaçtığı belli oldu- yürü ula pokunu çıkardın
- hastır la sen kendine bak, orospu gibi kırıtirsin
- ben de bi döner burger salonu. - o ne lan. - dönerin alamanya görmüşü bi bok bilmiyon cahil ayı
- eşşoleşşek, çok acıdı mı canım, dur kafan yarıldi sariyim. - eline sıçıyim davaroğlu davar. - terbiyeni bozma puştoğli, sıçtım ulan ağzına
- hem ben sana bişi diyim mi, zaten senin karı da bi poka benzemezdi, iyi oldu
- memo puştın teki çıkmıştır
- şimdi ben gidirem, dağlara çikirem
- aney gördüğün gibi oğlun bi boka yaramiy
Yazan
ilnevyA
Etiketler:
davaro,
film,
kemal sunal,
şener şen
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
