
Fotoğraf yarım günlük pazar maceramdan.
Dün, yani arife günü İbo'nun babasının yanına gittik pazar'a yardımcı olmak için. Malum yoğunluk oluyor böyle günlerde. Saat tam 2'de çalan alarm sonrası kalksam mı uyumaya devam etsem mi diye düşünürken aradı İbo "kalk pazar'a gidiyoruz" diye.
Gittik, baya kalabalık, işler yoğun. Geçtik tezgahın başına. Onlar istiyorlar biz doldurup tartıp veriyoruz. Bir müşteri 250 gram kuşburnu istedi. Koydum poeşete, tartıya götürdüm tam 250 gram yazdı tartı. Bir insanın elinin ayarı bu kadar mı olur? Tabi çok alakasız doldurduklarım da olmadı değil.
Bir müşteri giderken "hayırlı işler" dedi. Tüketici olmanın getirdiği alışkanlıkla "hayırlı bayramlar" demek yerine, "hayırlı işler" diyerek karşılık verdim. "Ne işi lan ne işim var ki benim?" diye düşünmüştür kadın.
Karşıdaki balık satan adamın herkesi kaçırırcasına bağırması. 3 müşteri geliyosa balık almaya 10 müşteri kaçıyodur eminim. Biz de şikayetçiyiz tabi. Kim değil ki pazarlarda kafa şişiren bu adamlardan?
Bir de istemsiz bir şekilde Şener Şen vari "Domatis, haydi domatis" diye bağırmak istemedim değil.