Geçenlerde Japon Dili'nde okuyan bir arkadaşımla konuşurken bahsetmişti. Japonca konuşma yarışması varmış, bir metin yazıp onu ezbere konuşmaları gerekiyormuş. Kazanan da Japonya'ya gidiyormuş. "Fikir ver belki ilham gelir, biraz komik, biraz mesaj içeren bişey olsun" demişti. Sanırım yarışmaya katılım tarihi geçti, ortaya çıkan iki farklı fikir vardı. Katılmış olmasını isterdim. Ben olsam bu tip bir durumda ben de katılmazdım muhtemelen ama onun katılmasını isterdim. Kendim katılacakmışım gibi konuşma metni düşündüm filan. Giriş kısmı aynı olan finalinde iki farklı sonuca ulaşabilecek bir metindi benim aklıma gelen.Şöyle;
Kore filmlerini anlayabilmem için en az iki kez izlemem gerekiyor. Karakterleri hep karıştırıyorum birbirlerine çok benzedikleri için. Ya da ben benzettiğim için. Filmleri izlerken sonuna gelindiğinde başa sarıp şu adam kimdi diye bakıp duruyorum. Kimin kim olduğunu anlayana kadar Yüzüklerin Efendisini izlemiş kadar oluyorum süre açısından. Biz küçükken büyüklerimiz derdi hep "Japonlar, Koreliler hep birbirine benziyorlar." Peşine de muhakkak şu eklenirdi; "Ama onlar da bizi birbirimize benzetiyorlarmış." Biz etrafımızdakilere baktığımızda benzetemezdik birbirimizi, aynı şekilde bizim birbirine benzettiğimiz Uzakdoğulular da benzetemezlerdi birbirlerini heralde.
Bu noktadan sonra ulaşılacak iki farklı sonuç var;
Bu noktadan sonra ulaşılacak iki farklı sonuç var;
1. Doğudan bakanların batıdakileri aynı görmesi, batıdan bakanların da doğudakileri aynı görmesi ve kendilerini, kendi içlerindeki çeşitlilikleri farklı görebilmesi. Daha az bildiği kültürü, aynı olarak yorumlaması, o bölgeyi birbirine daha çok benzetmesi. Uzaktan bakanın daha yüzeysel görmesi ve o yüzeyselliğin içinde bazı şeyleri birbirine daha kolay benzetebilmesi. Kendi içindeki çeşitliliği, farklılıkları bildiği, gördüğü ve daha rahat gözlemlediği için kendilerini benzetemememesi. Olaya sadece bir göz çekikliğiyle bakmayışı.
2. İnsanlar aynaya baktığında gördüğü yüzün bir başkasında daha olmasını istemezler. Benziyor da olsalar birbirlerine bu benzerliği kabul etmezler. Bu yüzden kendi içlerindeki benzerliği reddederken, kendilerinden farklı olan, görünenleri birbirine benzetmek hem işlerine gelir, hem de daha kolaydır. Aynada gördükleri yüze bakarken inceledikleri detaylarla, size bakarken inceledikleri detaylar farklıdır. Ve başta da dediğim gibi hiç kimse bir başka insana benzemekten hoşlanmaz aslında; eğer benzediği insan Johnny Depp değilse.
Tabii bunları bir de Japonca'ya çevirmek vardı.
2. İnsanlar aynaya baktığında gördüğü yüzün bir başkasında daha olmasını istemezler. Benziyor da olsalar birbirlerine bu benzerliği kabul etmezler. Bu yüzden kendi içlerindeki benzerliği reddederken, kendilerinden farklı olan, görünenleri birbirine benzetmek hem işlerine gelir, hem de daha kolaydır. Aynada gördükleri yüze bakarken inceledikleri detaylarla, size bakarken inceledikleri detaylar farklıdır. Ve başta da dediğim gibi hiç kimse bir başka insana benzemekten hoşlanmaz aslında; eğer benzediği insan Johnny Depp değilse.
Tabii bunları bir de Japonca'ya çevirmek vardı.