Okumadan Geçme

Facebook

24 Ocak 2011 Pazartesi

Yeni Başlayanlar İçin Japonca Gibiydin

Geçenlerde Japon Dili'nde okuyan bir arkadaşımla konuşurken bahsetmişti. Japonca konuşma yarışması varmış, bir metin yazıp onu ezbere konuşmaları gerekiyormuş. Kazanan da Japonya'ya gidiyormuş. "Fikir ver belki ilham gelir, biraz komik, biraz mesaj içeren bişey olsun" demişti. Sanırım yarışmaya katılım tarihi geçti, ortaya çıkan iki farklı fikir vardı. Katılmış olmasını isterdim. Ben olsam bu tip bir durumda ben de katılmazdım muhtemelen ama onun katılmasını isterdim. Kendim katılacakmışım gibi konuşma metni düşündüm filan. Giriş kısmı aynı olan finalinde iki farklı sonuca ulaşabilecek bir metindi benim aklıma gelen.

Şöyle;

Kore filmlerini anlayabilmem için en az iki kez izlemem gerekiyor. Karakterleri hep karıştırıyorum birbirlerine çok benzedikleri için. Ya da ben benzettiğim için. Filmleri izlerken sonuna gelindiğinde başa sarıp şu adam kimdi diye bakıp duruyorum. Kimin kim olduğunu anlayana kadar Yüzüklerin Efendisini izlemiş kadar oluyorum süre açısından. Biz küçükken büyüklerimiz derdi hep "Japonlar, Koreliler hep birbirine benziyorlar." Peşine de muhakkak şu eklenirdi; "Ama onlar da bizi birbirimize benzetiyorlarmış." Biz etrafımızdakilere baktığımızda benzetemezdik birbirimizi, aynı şekilde bizim birbirine benzettiğimiz Uzakdoğulular da benzetemezlerdi birbirlerini heralde.

Bu noktadan sonra ulaşılacak iki farklı sonuç var;

1. Doğudan bakanların batıdakileri aynı görmesi, batıdan bakanların da doğudakileri aynı görmesi ve kendilerini, kendi içlerindeki çeşitlilikleri farklı görebilmesi. Daha az bildiği kültürü, aynı olarak yorumlaması, o bölgeyi birbirine daha çok benzetmesi. Uzaktan bakanın daha yüzeysel görmesi ve o yüzeyselliğin içinde bazı şeyleri birbirine daha kolay benzetebilmesi. Kendi içindeki çeşitliliği, farklılıkları bildiği, gördüğü ve daha rahat gözlemlediği için kendilerini benzetemememesi. Olaya sadece bir göz çekikliğiyle bakmayışı.

2. İnsanlar aynaya baktığında gördüğü yüzün bir başkasında daha olmasını istemezler. Benziyor da olsalar birbirlerine bu benzerliği kabul etmezler. Bu yüzden kendi içlerindeki benzerliği reddederken, kendilerinden farklı olan, görünenleri birbirine benzetmek hem işlerine gelir, hem de daha kolaydır. Aynada gördükleri yüze bakarken inceledikleri detaylarla, size bakarken inceledikleri detaylar farklıdır. Ve başta da dediğim gibi hiç kimse bir başka insana benzemekten hoşlanmaz aslında; eğer benzediği insan Johnny Depp değilse.

Tabii bunları bir de Japonca'ya çevirmek vardı.

17 yorum:

Sweet Leaf dedi ki...

Ahaha ben de Drew Barrymore'a benziyor(muş)um, memnunum halimden yea. :p

ilnevyA dedi ki...

Bana da Jason Statham diyolar kel halimle, Johnny Depp'in bir düşük modeli! Ne düşüğü, bir üst modeli be ahah.

funda dedi ki...

Güzel demişsin, doğru demişsin de ben başlığı çözemedim:)

ilnevyA dedi ki...

Başlık da Kesmeşeker'in "Japonca" şarkısından :)

dedimdi dedi ki...

hoş olmuş bence. katılsaymış iyiymiş.

funda dedi ki...

Hııhh şimdi oldu cahilliğime ver:D

ilnevyA dedi ki...

dedimdi; Bence de iyi olurdu. En azından deneyim ve anı olurdu katılsa.

funda; Estağfurullah canım :D

Mia Wallace dedi ki...

muhteşem bir yazı olmuş! özellikle 1. madde. Bir de japonyaya çevirmek vardı ama bize böylesini okumak daha iyi geldi haha :)

ilnevyA dedi ki...

Bir gün Japon'larla iş yaparsam çevirttiririm bunu. Öyle antin kuntin benzetmeler yapmasınlar :D

Adsız dedi ki...

bide kompozisyon falan yazamam dıyorsun cokta guzel yazmıssın

ilnevyA dedi ki...

Yazamazdım ortaokul ve lisedeyken. Ya kendimi geç keşfettim, ya da başka bişey oldu.

francesca mckennitt dedi ki...

Hihi, doğru diyorsun. O cümleyi arka arkaya duymaktan fenalıklar geldi.
Japonca çok fena ya. Birkaç arkadaşım hırs yaptı başladı. Bir tanesi seneler sonra konsolosluğun sınavını kazanıp Japonya'ya gitti üni için. Diğeri hala konuşabilme evresinde, o kadar istediği halde o bile nefret etti :)

ilnevyA dedi ki...

Ben de öğrensem de Toyota'ya girsem. Hemen de sattım Efes Pilsen'i :D

Berdush dedi ki...

japonca bahane, güzel konuya parmak basarak hoş fikirler türetmişsin (:

ilnevyA dedi ki...

Eheh, eh biraz öyle oldu evet :)

francesca mckennitt dedi ki...

Hakikaten, daha çay içeceğidim efes pilsende!

ilnevyA dedi ki...

Boşver Toyota'da BMW ile gezeriz, daha zevkli olur :D