Okumadan Geçme

Facebook

17 Mart 2011 Perşembe

Macera Dolu Organize

Dün Organize Sanayi'deki bir fabrikaya gidiş ve dönüşteki paha biçilemez maceram. Yaptığımız proje kapsamında fabrikayı video'ya çekmem gerekiyordu ve bunun için gittim.

Macera şöyle başladı. Bölümün kamerasına şu küçük DVD'lerden almam gerekiyordu ve benim cebimde sadece 10 lira vardı. 10 liranın 2 lirasıyla organizeye kadar gitmemi sağlayacak otobüs bileti aldım. Kaldı mı 8?(Dohuz kalsa çok iyi olcaktı) Kalan 8 lira da DVD almama yeter diye düşündüm. "Küçük DVD ya ne kadar olacak ki fiyatı? En fazla 5 liradır" dedim. Değilmiş, 10 lira olan DVD'yi, "ya 8 liram var, sonra bıraksam" diyerek aldım fotoğrafçıdan.

Fabrikaya gittim çekime başladım. O 10 liralık DVD 30 dakikalık çekim yapıyormuş. Oyalana oyalana video'yu çekmeme rağmen saat 2'de bitti işim. Fabrika'nın çıkış saati 6'ydı. "4 saat burda kim beklicek amaaaaaaaaan üüfffffff" diyip cebimde 5 kuruşsuz bir şekilde çıktım fabrikadan. Tabi biletim de yok hiç. Eve ulaşmam için de 3 araç değiştirmem gerekiyor. Şöyle ki;

Otobüs > Tramvay > Otobüs

3 aşamadan oluşan macera başlamış oldu bu şekilde.

Step 1: Fabrikadan Tramvay'a gitmek;

Fabrika'dan çıktım ve otobüs durağının oraya gittim. Otostopla kendimi tramvaya götürme hayallerim var. Ben durakta beklerken bi' adam geldi. Biraz konuştuk filan. Otobüsün geçip geçmediğini sordu. "1-2 dk önce geçti bi tane" dedim. Adam da sormadı "sen niye binmedin?" diye. Ben de diyemedim haliyle "abi böyle böyle". Neyse adamla konuşurken otobüs geldi. Adam binerken "hadi abi iyi günler" dedim.

Adam otobüsle giderken ben yürümeye başladım. Otostop çekmek de bana garip ve komik gelen bi' olay. Kaldırıyorum elimi bomboş arabalar geçiyor bir çoğu ben orada yokmuşum gibi, beni görmezden gelerek geçiyor. 2 tanesi de benim Necmettin Erbakan misali baş parmağımı göstermeme karşılık(otostopçular bilir) el sallama selamı verdi. Ulan sanki selam veriyorum ben sana. Bi' de gelmiş el ediyosun bana zırto. Tam insanlığın öldüğüne inanmaya başlamışken 1990 model bir Kartal durdu. Zaten ne varsa eski ve yerli araba sahiplerinde var. Tramvaya kadar bıraktı beni sağolsun.

Ben de bu süreçte 1 liranın değerini anladım. 1 liram olsa bunlar olmayacaktı. Gerçi 5 kuruşun bile değerini anlamış adamım ben vakti zamanında. Cebimde 45 kuruş varken 50 kuruşluk tuvalete giremediğimde "5 kuruş sen ne büyük bir parasın" demiştim.

Tramvay'dan sonrası için düşüncelerim Meçhul Şarkıcı - Garibim.

Bu ilk aşamanın başında Funda'ya da durumu mesajla bildirdim ve kendisi "Tramvay'dan inmeyi başar, ben sana destek çıkarım" dedi sağolsun.

Step 2: Tramvayla Meydan'a gelmek;

Tramvay'ın oraya geldikten sonra, yerlere bakıyorum birileri 1 lira düşürmüş müdür acaba diye. Yok nerde. Bekledim bi' 5-10 dakika. Tanıdık kimsenin geleceği filan yok. Zaten Organize Sanayi'de kimi görcem tanıdık. Cebimdeki çakmağa karşılık 1 bilet istiyim diye düşündüm önce. Sonra "ayıp olur lan" dedim. Gidip söyliyim adam gibi. Az önce Kartal'ı olan abi insanlığın ölmediğini kanıtladı hem.

- Abi sabah olan bi aksilikten dolayı hiç param kalmadı. Biletim de yok. 1 binişlik bilet alabilir miyim? Sonra öderim gelince.
- Tamam olur tabi. Ne aksiliği oldu sabah?
- Ya abi hiç sorma. Kameraya CD aldım sabah. Ben ucuz bişey sanıyodum. Ufacık CD 10 liraymış ya.

Bu diyalogtan sonra Tramvay'a biniş aşamasını da başarıyla hallettim ve meydan'a ulaştım. Meydan'dan sonrası Funda'nın da sayesinde kolaydı zaten. Funda'ya daha detaylı şekilde anlattım olanları. Zaten bu süreçte baya bi gülmüştüm. Anlattım yine güldük.

Step 3: Meydan'dan eve gitmek;

Funda'nın sayesinde bu aşama en kolay olanıydı. Otobüste malak(salak) gibi güle güle eve geldim. Bitti. Özel teşekkürler Funda'ya.

1 yorum:

içsel konuşmanın dışa vurumu dedi ki...

ben bu yazının sonundaki özel teşekkürü görmemişim ne demek efendim:)
rica ederim:)