Okumadan Geçme

Facebook

13 Eylül 2010 Pazartesi

Sinirliyim ve Üzgünüm Fazlasıyla


Kaç yıl oldu? Sekiz.. Aynı senaryo içinde kaybederken bazıları, hatayı nerede yaptıklarını sorgulamadılar mı? Her kaybedişin sonrasında aynı şeyleri yaptılar. Destekçileri facebook vb. paylaşım ortamlarında aynı cümleleri kurdular. Bu şekilde devam ettikçe daha çok aynı cümleler kurulur, aynı sonuçlar alınır. 8 yıldır Türk Halkının yüzde bilmem kaçı aptal! 8 yıldır sütten çıkmış ak kaşıklar kaybedenler hep öyle mi?

Her sonuçtan sonra ülke terketmeler başladı klavye üzerinden. Ülke terketmek yerine durumdan memnun olmayanlar taşın altına elini koymaya kalksa; Baykal'dan, Kılıçdaroğlu'ndan ve Süper Zeka! Bahçeli'den çok daha kaliteli olduğuna inandığım gençler gerçekten bir şeyler yapmaya kalksa, farklı bir anlayışla, zihniyetle yola çıkılsa, halka farklı bir yaklaşımda bulunsa bu partiler ve tabanları bugün ülkeyi terketmeyle alakalı şeyler yazmayacaktınız yarın unutacağınız! Çıkan bu sonuçlardan sonra halkı aptallıkla suçlayacağınıza halkı ikna edemeyen o liderleri suçlayıp onları yapıştıkları koltuklarından etmeniz gerekli. Tanıdığım birçok insan var, diğerlerine ikna olmadığı için, diğerlerine daha az inandığı için, diğerlerinin kaybedilen seçimlerden sonraki bu tip tavırlarına inat AKP'ye oy veren.

Müthiş bir genç nesil var. Ama kafasını bilgisayardan kaldırmayan, sadece kaybedilen seçimlerden sonra 2 günlük öfke kusarak birşey elde edemeyeceksiniz. Hala anlayamadınız. Bekliyorum, bir gün bunu anlayacaksınız diye. Ama boşa bekliyorum. Yarın unutacaksınız. Normal yaşantınıza döneceksiniz. McDonalds'da atıştıracak, yataklarda yatıştıracaksınız. Starbucks'ta çok çeşitli kahveleri içeceksiniz, birkaç yıl sonra adını hatırlamayacağınız kişilerle.

Ha bir de şu züğürt tesellisi bulma gayretleri var ya. En çok da onlar komik olan. Aziz Nesin bir laf demiş. Kıyı illeri, balık yiyormuş. Birilerinin memleketinde %50'den fazla hayır oyu çıkmış. Her seçim sonrası hatırladığınız muhabbetler. Övünmek için bunları bulacağınıza artık düşünerek çözüm bulun.

Ben hiçbir tarafında değilim bu yaşananların. Ve inanın bana acıyarak takip ediyorum. Üzülüyorum bu halinizi görünce. Gerçekten üzülüyorum ve moralim bozuluyor bu şekilde birbirini kıran bu arkadaşlarımı görünce. Resmen birbirini aşağılıyor bu arkadaş olan kişiler. Ve tiksinmeye başlıyorum artık bu aynı senaryoyu izlemekten.

Daha kabaca ve özetle;
Tiksindim ulan herkesin çok bilmiş tavırlarından. Madem bu kadar çok biliyorsunuz gidin siz şu liderlerin yerinde olmaya çalışın. Evet diyeni de hayır diyeni de karşıdakini neredeyse aşağılıyor. Ulan düşmeyin şu tuzaklara. Gelmeyin gaza artık be. Vallahi bıktım şu halinizi görmekten. Nedir bu sapkınlık. Bu ideolojilere bağlılık.

Herkesin kafasında tek bir doğru var inandığı. İnandığı olmayınca da yakıp yıkıyor ortalığı önündeki klavyenin tuşlarından "ATEŞ" yazarak. Sanki herşeyin sonu gelmişçesine. En büyük sorun bu. Yıkılması gereken düşünce de bu.

14 yorum:

AsiDevrim dedi ki...

Takım tutar gibi parti tutuyor seçmenlerimiz. Hangi parti neleri vaat ediyor umurlarında değil!

Oy kullanmadan önce ne araştırma var ne de dinleme...

Adsız dedi ki...

peki ne yapmalıyız?
senin önerin nedir?
susup oturalım mı?
çıkan sonucu takdir mi edelim.
anlamadığın şu: hayır oyu verdik , chp veya mhp başkanları söylediği için vermedik!
gelecek şeyleri gayet iyi gördüğümüz için verdik.
gelecek günlerde ülkenin başına geleceklerin farkında değil misin?

ben de farkındayım feysbuktan ülkenin kurtarılamayacağına
ama senin lafına çıkıyo
beğenmediğimiz liderler yüzünden biz de elimizden geleni yapmaya bir şekilde çalışıyoruz.
çoğul konuştuğumun farkına varıp düzeltiyorum cümlelerimi.
ben de sinirliyim ve üzgünüm

Adsız dedi ki...

herkesin adet dönemine girmişçesine gergin olduğu ve saçmaladığı günlerde aklı başında insanlar görmek güzel.

ilnevyA dedi ki...

Ortaya çıkan bu tablonun sorumlusu halk değildir. CHP ve MHP liderleridir. Benim bahsettiğim, gördüğüm yazılardaki şeyleri yazdım. Herkes evet oyu verenlere verip veriştiriyor. Niye evet oyu verdi bu insanlar? Kimin başarısızlığı bu? Sadece adında Halk kelimesi geçen ama halktan çok uzakta olan CHP'nin artık oturup düşünmesi gerekmez mi? MHP ile ilgili birşeyler yazmaya gerek bile duymuyorum.

Çıkan sonuca saygı duyulmak zorunda. İnsanlar evet oyu verdiyse ve size göre hayır oyu vermelilerse(ki buna karışmak adil değil ama) o hayır oyu için çığıranların başarısızlığından dolayı evet verdiler. AKP'nin belli bir oy oranı var, ve zaten o yüzde 40'lık kesimin büyük kısmı evet dedi.

Benim zaten en çok görmek istediğim şey insanların birileri istediği için değil de kendi iradesiyle seçimini yapmasıydı bu referandumda. Yani en iyi anladığım şey bu.

Ki referandum öncesinde de yazmıştım düşüncelerimi şurada; http://www.gencufuk.com/home/yazilar/referanduma-dair-2

Benim kızdığım en çok kızdığım nokta şudur. Malum liderlerin başarısızlığına halka aptal diyerek avuntu aranmasıdır.

Ne yapmalıyız diyorsanız; bu dediklerim yapılmamalı en baştan. Bu anlayış değişmeli. Bu liderler de değişmeli ve değişmesi için de çaba göstermeli. Bu çaba nasıl olur? (Aklımda bir şeyler var ve onlarla alakalı da birşeyler yazıcam yakın zamanda.) Yoksa değil 8, 18 yıl da geçse hiçbir şey değişmez.

Adsız dedi ki...

he gülüm he

Adsız dedi ki...

Yapılacak bir şey varsa o da hayırcı liderlere olan desteğinizi kesmeniz olacaktır. Ülkenin geleceğini düşünmekten çok seçimlerde kaybettikleri itibarı referandumda toplamya çalışan, koltuk sevdalısı liderlere gösterin tepkinizi. Ülke yönetmeyi çok kolay görüp eliyle hükümeti zamanında başkasına veren devlet bahçeliye tepki gösterin. Durmadan televizyona çıkmak isteyen gandiye gösterin tepkinizi.
Eğer gelecek sizin dediğiniz gibi karanlık olacaksa, bunun sorumlusu ne akp hükümeti, ne de aptal dediğiniz %60lık kısım değil, kendini lider sanan zavallı parti başkanlarınız olacaktır.
İsteyen sevsin isteyen sevmesin. İster kötü olsun isterse iyi... Başbakan lider kişiliğiyle kitleleri peşinden sürükleyebilen, başarılı bir liderdir. Muhalefet de artık parti başkanı değil, siyasi liderler ortaya çıkarmalıdır. İşte gerçek demokrasiye ancak o zaman ulaşılabilir.

ilnevyA dedi ki...

ne gülüm ne?

Mathilde Tahon dedi ki...

Aslında objektif olarak bakılınca çok haklı olduğunuz noktalar var. lakin kendimce bir şeyler söylemek istiyorum. Öncelikle feysbuktan birkaç ileti yazmışlığım var benim de bu seçim olaylarıyla ilgili. Feysbuktan, internetten ya da kahve masasından ülke kurtarılmayacağının hepimiz farkındayız. Evet, karşı tarafa hakaret de ettim, çünkü diğer tarafın (fark ettiyseniz 2ye bölünme şeklinde yazdım, evet istedikleri bu belki ama insanlar takım tutar gibi parti tutmaya başlayınca, bu insanlardan tiksinmeye başlıyorsunuz, çünkü ne tuttukları partiye karşı eleştiri kaldırıyorlar, ne kendi düşünce sistemlerine. Onlardan kendinizi çok daha farklı görmeye başlayıp ötekileştirme yapmaya başlıyorsunuz. Ben bu yüzden yapıyorum açıkçası) Ancak kendi adıma konuşacak olursam ne yapabilirim ki başka? Tamam gençler bir şeyler yapmalı demişsin de, ben siyaset deseniz anlamam, siyasi ayrıntılı tarih bilmem, siyasi akademik yorumlar yapmaya çalışsam başaramam, e ne olacak o zaman? Ben siyasetin siyasal mezunu insanlar tarafından, hatta sadece onlar tarafından yapılmasını doğru buluyorum. Evet hepimiz bir siyasal görüşü, fikri var, ancak o bölümü okuyan insanlar ancak bir donanıma ulaşabiliyor ve artık hayatlarını bu işe adıyorlar. Bu düşüncemden dolayı ben onlardan bir şeyler bekliyorum. Heh şöyle de bir şey var ki, çoğunluğun ortaokul mezunu olduğu bir ortamda bu insanlar ne kadar kaale alınacak? Takım gibi parti tutmalar bitecek mi?

ilnevyA dedi ki...

Bana göre yapılacak en saçma ve hiçbir şey kazandırmayacak şeydir insanın kendisinden farklı düşünen, oy kullanan insanlara hakarete varan şeyler söylemesi-yazması. Ne oluyo ki oraya "Aziz Nesin haklıymış yüzde 60 aptalmış" ve buna benzer şeyler yazınca? Bakın bu tip kutuplaşmalar yüzünden tarihte kaç devlet parçalandı. (Misal; Boşnaklar-Sırplar komşuyken, beraber yer içerlerken, o komşuları tarafından öldürüldüler.) Geçmişte Türkiye'de oluşturulan sağ-sol ortamları yüzünden neler neler oldu. Yakın zamanda Dindar-Laik, Açık-Kapalı şeklinde kutuplaşmalar oldu. Bir yandan Türk-Kürt olayı var çok uzun zamandan beri. Herkes biraz sağduyulu olmak zorunda önce. Çıkan sonuca da saygılı olmak lazım. Çıkan sonuçtan memnun değilsen bu ülkeyi terketmek değil, önce saygı duyman; sonra da daha istediğin şekilde neler olabilir onun yollarını araman lazım. He bireysel olarak ne yapabilirsin? Buna sonra gelicem. Siz karşıdakine hakaret edince, karşıdaki size cevap verince bu iki farklı taraf birbirine daha da nefretle bakar hale geliyor. Bu iki farklı düşünen ama beraber aynı mahallede yaşayan insanlar tüm karşıt fikirlilerden nefret etmeye başlıyor. Bölünme de burada başlıyor işte. Onlar yapıyorsa da sen cevap vermeyeceksin. Hatta uyaracaksın, yapılanın yanlış olduğunu söyleyeceksin. Herkes düşünmeden birbirine aynı şekilde karşılık verirse halimiz ne olur?

Mesela bireysel olarak ne yapılabilir? İnsanlara ikna edici bir şekilde anlatmayı biliyorsanız bazı şeyleri, insanları düşünmeye sevk edecek şekilde anlatırsanız, o insan ilkokul mezunu da olsa değişir bazı şeyler kafasında. Şu senelerdir kaybeden liderler sizce nasıl bir muhalefet yaptılar? Neredeyse yapılan her şeyde kayıtsız şartsız muhalefet olundu. Hiç mi ortak düşünceleri yok bu partilerin bu ülke için? Muhalefet olmak herşeye karşı çıkmak mı? Meydanlarda alakasız konularda birbirlerine laf atıp durdular halkın önünde.

Şuna ihtiyaç var; her kesimden insana eşit mesafede olacak bir oluşuma. Tarafsız olacak. işi diğer partilere laf atmak, onun liderine çamur atmaya çalışmak değil, halka daha gerçek olan şeyleri anlatacak, onlara çözüm arayacak olan oluşuma. Muhalefetse halktan aldığı oyun anlamını herşeye karşı çıkmak olarak görmeyecek bir oluşum. Eğer iktidarsa herkesin fikirlerini alarak birşeyler yapmaya çalışacak bir oluşum. Bu şu andaki partiler içinden çıkacak bir oluşum değil. Böyle bir oluşum için kafamda daha ayrıntılı şeyler var.

İlla siyaset okumak gerekmiyor bazı şeyleri yorumlayabilmek için. Siyasetin içinde olmak için de bunun okulunu okumaya gerek yok bence. Kendi adıma söyleyeyim, bir siyasal görüşüm yok benim. Tarafsız olarak izliyorum herşeyi. Herkese de eşit bakıyorum.

Takım gibi parti tutmalar bitmeyecektir ama azalacaktır, bir şeyler değişebilirse. Kimsenin kalıcı olmadığı unutulmamalı.

Mathilde Tahon dedi ki...

Buradan çok kısıtlı olarak bir şeyler söyleyeyim, her kesime eşit uzaklıkta olan birileri mantık olarak süper, ama uygulamada halkın yapısı itibariyle olabileceğini sanmıyorum. Şöyle örnek vereyim, herhangi bir dine mensup olmayan biri gelse, ya da her dine eşit bakan, yaklaşan, devletin dini olmadığını bilen, hemen "din elden gidiyor" denmeye başlıyor. Ve bunu malesef her kesimden insan yapıyor. Bazı şeyler insanlarda o kadar oturmuş ki konuşarak ya da ikna etmeye çalışarak bu durumu düzeltmek mümkün değil.
Türkiye'nin bölünmesini hangimiz isteriz? Akp ilk geldiğinde genel olarak insanlar "bölünme oyunlarına kanmamalıyız" diyordu, şimdi bu oyun bilinse de insanlar dahil oluyor. Çünkü artık bazı şeylerden bıkılmış. Politikadan değil de başka bir şeyden örnek vereyim, Türkiye'de kadın olmanın nasıl bir şey olduğunu kadın olmadan anlayamazsın. Toplumun belli kesimi sana hep başka yönden bakar. Kısa giyinsen laf eder, adın çıkar. Bakın bu belki ufak bir örnek, lakin bölünme buralardan da başlıyor. Böyle muameleden bıkan kesim, kendisini bu şekilde kısıtlayan kısımdan nefret etmeye başlıyor ve inanın bunu anca yaşayan bir kadın anlar. Bu insanlara sen kalkıp da bunun doğru olduğunu anlatamazsın. Böyle küçük görünen olaylar başka olaylarla birleşerek karşı tarafa, daha doğrusu baskıcı tarafa kin beslenmeye neden oluyor. Sonra bu kesim şuna oy veriyor zaten, hem şöyle de düşünüyor vs vs diyerek bölünmeye kadar gidiyor. Tam olarak ifade edememiş olabilirim kendimi, ama demek istediğim sadece politikayla da ilgili değil bu. Bölünme bir şeylerin birikimi, patlaması, dışa vurumu.

ilnevyA dedi ki...

Her kesime eşit uzaklık dediğim durumda zaten olayın içine dinin girmemesi lazım. Yani şöyle; dinin elden gittiğini de, laikliğin-cumhuriyetin elden gittiğini de düşündürmeyecek yapıda olacak. Yani esas olan icraatlar zaten ülkenin gelişmesi, halkın daha rahat, ferah şekilde yaşayabilmesi için olanlar olacak. Eşit yaklaşım meselesi birilerini kayırmadan olacak. Hitap etme meselesi her kesime olacak. Yani hakedenin hakkı hakedende olacak. Ben de anlatamıyorum şu an aklımdakileri tam olarak. Düşündüklerimi yazıya dökemiyorum henüz. Yani ben artık bıktım birbirine sürekli laf atan, birşey üretmeyen kişilerden. Gerçekten dürüst ve çıkarsız birşeyler yapmak isteyen kişiler olmalı, ve bunu yaparken ülkeyi bir bütün olarak düşünüp, kimseyi incitmemeye çalışarak olmalı yapılacak olanlar.

Çok daha detaylı şekilde konuşup tartışmamız gerekli bu konuyu. Buradan yazarak çıkmıyor bazı cümleler ne kadar zorlasam da. Bir diğer manada bir beyin fırtınasına dönüşür bu konuşulanlar. Çözümler de böyle bulunabilir.

Kadın olmak ile alakalı söylediklerini anlayabiliyorum. Benim de saçım ve sakalım yüzünden sizin kadar olmasa da çekmişliğim olmuştur. Tabi kadın olmak ve kadınlara bakış açısı çok daha farklı. O durumları azaltmanın yolu da eğitimden geçiyor yine. 10 sene, 20 sene sonra daha da azalacaktır umarım bu bahsettiğin sorun.

Mathilde Tahon dedi ki...

Evet doğru, herkes anca lafta var. Hatta ben politikayla ilgili değil de diğer sosyal konularda herkes sadece konuşuyor, kimsede icraat yok diye bir blog yazısı yazmıştım. Trajikomik.
Hepimizin temennisi zaten kendi çıkarı için değil de ülkesini düşündüğü için hizmet edecek, her kesime eşit davranacak biri-birileri. Şöyle de bir şey var, belki de böyle kişiler bir şekilde oldu, ama halk bağırına basmadı. Yani o kadar karışıklığın, çıkarcı kişiliklerin içinde silinip gitti. Ortam artık o kadar kötü ki yalanı söyleyen, propagandayı iyi yapan bir yerlere geliyor. Peynir ekmek gibi söylenen yalanlardan dolayı kim samimi anlaşılmıyor bile.
Ben de tam olarak belirtemiyorum diyeceklerimi. Bir blogun yorum sayfasından çok da ayrıntılı konuşulabilecek konular değil bunlar. Zaten yazı yazamam iyi, hepten zorlanıyorum cümle kurmakta.

ilnevyA dedi ki...

Belli bir güç sahibi olmadan ses duyurabilmek de zor malesef. O yüzden tek başına olmaması gereken de birşey. Bu şekilde düşünen gençler bir araya gelerek inci sözlük gibi oluşumları değil de; bu konuları düşüneceği, tartışacağı ve birlikte büyüyeceği bir oluşum oluşturabilir. Aklımdaki şey bu, daha ayrıntısına ilerde ayrı bir yazıda girerim.

Mathilde Tahon dedi ki...

Evet öyle bir oluşum çok işe yarayabilir. Mantıklı. Büyük bir adım olur bazı şeyler için.