Okumadan Geçme

Facebook

22 Aralık 2010 Çarşamba

Tembelliğime

Son 3 gündeki yemek yeme performansıma bakınca, yazmanın zamanı geldiğini düşündüm artık. 3 gündür akşam saat 6 civarında tek öğün yemek yiyorum. İlk ve tek olan bu öğünün akşam 6 civarında yeniyor oluşunun sebebi de sabaha kadar yatmayıp akşama kadar kalkmamak tabi ki. Kalktığım gibi yemiyorum tabi yemeği. 15:00 civarında kalktım bu 3 günün ikisinde. 3 saat boyunca kalkıp birşeyler hazırlamaya üşeniyorum. Artık karnımdan gönderilen çağrılara kayıtsız kalamayınca da kalkıp ayarlıyorum bir şeyler. Birinde ise 12'de kalktım saat 3'e kadar oyalandım ve sonrasında Guitar Hero'ya gittik, ordan çıkınca yine 6 civarında yedim işte.

Yaşanan bu son örnekten sonra daha geniş çaplı örneklere gelsin sıra. Arkadaşlarım arasında benden daha tembelini görmedim, benden daha tembel olduğunu iddia eden de olmadı zaten.

İlkokul 5. sınıftayken Anadolu Liseleri'ne giriş zamanı. Hani şu ilkokulun 5 yıl olduğu zamanlar işte. Biz onun son temsilcileriydik. O zamanlar dersaneye göndermişlerdi beni. Dersanenin verdiği Zirve dergisinin en arka sayfasında fıkralar, bilmeceler, bulmacalar olurdu. Annem ders çalış dedikçe geçer onları okurdum ders çalışıyomuş gibi yapıp. Annem de çalıştığımı zannederdi. Çocukluktan gelen bir şey benimkisi yani.

Üniversitenin ilk yılında yurttayız. İkişer kişilik odalarda kalıyoruz. Oda arkadaşım Emrah ve ben yataklarımızdayız. Gecenin kimbilir kaçıydı, yatacağız artık. Odanın ışığı açık ve ikimiz de üşeniyoruz söndürmek için. Emrah bana diyor söndür diye ben Emrah'a. Diretsem Emrah kalkacak ama aklıma bir fiki geliyor. Üst kattaki arkadaşımız Mustafa'yı arayalım diyorum ve arıyoruz. Uyumuş garibim; "noldu" diyor hafif ayıldıktan sonra telefonda. "Az bizim odaya gelsene" diye çağırıyorum. Geliyor odaya yine "noldu" diyor. "Şu ışığı kapatsana" diyoruz utanmadan. "Hay sokim size" diyip kapatıp gidiyor. Işığı kapatıp gitmesini uyku sersemi olmasına bağlıyorum. Sabah intikamını alıyor o ayrı.

Taha'yla beraber kaç gece ders çalışmak için uğraş verdik kimbilir. Taha'lara her gidişimde elimde notlarla giriyordum. Bilgisayarın başına oturuyorduk önce, nasılsa çalışırız diye. Youtube'u açtığımız anda o gecenin yalan olacağı da kesinleşmiş oluyordu tabi, video'dan video'ya atlamakta üstümüze yok. Gece 3-4'e kadar öyle takılıp duruyoruz sonra ben o getirdiğim notlarla geri dönüyorum. Boşuna taşımış olduğum notlara bakıp sövüyorum. Sabah erkenden okula gitme kararı alıyoruz gece ben onlardan çıkarken. Sabah okula gittiğimizde Taha çalışma çabası içinde oluyor, bana da "bak olm sen de işte şuralardan çıkcakmış" diyor. Benim anlık tepkim "Ammaaaaaaan pırrrtttt". Taha şimdi askerde. Bir ara çarşı iznine çıkınca okursun umarım. Kardişim.

Egemen lise sonda gelmişti bizim sınıfa 5.00 ortalamayla. Eğer bizim sınıfa gelmiş olup da benim yanıma oturmamış olsaydı şimdi daha iyi bir üniversitede okuyor olabilirdi. Eskişehir'e yanına gittiğimde oradaki arkadaşlarına beni "Size hep bahsettiğim arkadaşım vardı ya, benim böyle tembel olmamı sağlayan, dünyanın en tembel adamı" diye tanıtıyor. ÖSS sürecine son hızla giriş yapmış olan Egemen'in de hızını kesiyorum. Okulda derslerden kaçmalar, derslerde bahçede top oynamalar Egemen'in tattığı zevkler oluyor.

Yazma orucuna giren Ersin'e de benim tembelliğimle alakalı bir şeyler yaz dedim. 61 günü doldurmadığını söyledi. Ufak tefek söylediklerini ben derleyeyim bari. Mesela ben yatağımı toplamam hiç, akşama nasılsa açıp onda yatıcam diye. Bunun üzerine Ersin bana baya sövmüştür "Adam ultra tembel" şeklinde başlayan cümlelerle. Odamın dağınıklığı hakkında da şunu dedi; "aq senin eski kuşlar ölse üç ay bulamazdın cesedini öle bi yer."
Ekleme; Geçen halı saha maçında maçın sonları, orta sahada topla buluştum, önüm bomboş; gitsem karşı karşıya pozisyon. Orta sahadan kaleye vurdum. Pası veren arkadaş tam sövecekken top ağlarla buluştu. Hatta sövmeye başlamıştı gol olunca yarım kaldı. "Olm niye gitmedin bomboş önün" dedi. "Lan kim gidecek o kadar mesafeyi ya vurdum girdi işte" dedim.

13 yorum:

schrödinger'in kedisi dedi ki...

Ahaha ne güldüm ama ya :D Okurken sürekli bi "kaynımda da var bundan" durumu oldu benim için, aynı dertten muzdaribiz :)
Ama Mustafa'nın olay şapka çıkarttırır yani :D Hani o sırada odanın önünden geçen biri varsa ben de yapıyorum öyle ama hususi telefonla aramak falan.. Tebrik ederim, üstadımsın :D

Hayal Meyal dedi ki...

hahah çok eğlendim! :D bence seninki tembelliği aşmış, hastalık moduna girmiş sölim :)

ilnevyA dedi ki...

şirö; aynı aynı, kaynımda da var. aa aa :D Çekirgesin, yakında terfi edeceğim sen de :D

Hayal Meyal; evet olabilir hastalık modunun da ötesinde hatta belki de.

Bak yazmayı unutmuşum ya ekliyim şunu da.
Geçen halı saha maçında maçın sonları, orta sahada topla buluştum, önüm bomboş; gitsem karşı karşıya pozisyon. Orta sahadan kaleye vurdum. Pası veren arkadaş tam sövecekken top ağlarla buluştu. Hatta sövmeye başlamıştı gol olunca yarım kaldı. "Olm niye gitmedin bomboş önün" dedi. "Lan kim gidecek o kadar mesafeyi ya vurdum girdi işte" dedim. :D

ilnevyA dedi ki...

Yalnız pozisyonu nasıl güzel anlatmışım, tam Ertem Şener edasıyla :D

Jove dedi ki...

ahahaha ben son yoruma daha çok güldüm :D
ama tembellikte,üşengeçlikte yarışırım yani kimseyı tanımam-.-

ilnevyA dedi ki...

Bi tane de tembeller yarışıyor diye bir yarışma yapsalar ya televizyonda, bildiğimiz yerden gelmiş olurdu :D Direk katılırdım.

Jove dedi ki...

üzgünüm ama hiç şansın olmazdı

ilnevyA dedi ki...

Çok iddialı gördüm seni. Alırım anahtarını mayk!

Jove dedi ki...

çok iddalıyım çook
ünlemlerle falan korkmaz gozum(!)

ilnevyA dedi ki...

İyi iyi, iddaa'lı olmak iyidir :D Bi de tek maçtan yatmasak.

machu picchu kaymakamı dedi ki...

karikatürlere bittim :)
ışığı mahmur arkadaşa kapattırmakta iyi fikirmiş.

ilnevyA dedi ki...

Özenle seçtim karikatürleri :)

ÖMER HAKTANIR dedi ki...

Tembeller yarışıyor diye bir yarışma olsa katılmazdım,yarışmanın benim ayağıma gelmesini beklerdim.Son olarak şu an tembelliği yenmek istiyorum çünkü ilerideki daha fazla tembellik yapma potansiyelim için tehlike arz ediyor bu durum.YAŞASIN TEMBELLİK!